ÇANAKKALE RUHUNA DÖNMELİYİZ
12/7/2007
Bu yazıyı ilk okuduğum zaman tüylerimindiken diken olduğunu hissettim gençlerimizin neden bu hale düştüğümüzün sebebini daha iyi anladım ve blogta yayınlama gereği duydum.
|
|
| ||||
| Ali Kadılar | |||||
|
Seyit Çavuşumun sırtında 250 okkalık top mermisi… Yahya Çavuşun emrinde on onbeş Mehmetçik… Mehmetlerin ayağında yırtık çarıklar… Analarımızın sırtında cephaneler… Cephanelerin üstünde beşiklerdeki örtüler…
Yüreklerde iman ateşi ile… Geçeriz diyenlere… Geçemezsiniz… Dur! Ey mahremiyet düşmanları… Burası Çanakkale geçilmez diyen… Aziz Şehitlerimize ve Ecdadımıza sonsuz hürmetle selamlar olsun.
18 Mart 1915 bir milletin dünyaya haykırışıydı. Şanlı tarihimizin en yüce zaferlerinden bir tanesiydi Çanakkale zaferi. Türk milletinin yok olmayla yüz yüze geldiği batının hasta adam diye nitelendirdiği boğazdan gelecek haberle tüm hazırlıklarını tamamlayan Avrupa kiliseleri ve sokaklarının süslendiği bir andı. Düşman olanca hızıyla hazırlıklarını tamamlamıştı. Dönemin son teknolojisiyle donanmış donanmasıyla, ruhsuz askerlerinin kuşandığı teçhizatıyla son zamanların en eğitimli ordusu karşısında; yıllarca savaşmaktan yorgun düşen dünyanın en yorgun milleti. Ama asla imanını kaybetmeyen yediden yetmişe herkesin; yaşlısıyla- genciyle, kadınıyla- çocuğuyla bir milletin iman siperlerine çarpacaktı düşman orduları… Düşman kat kat üstündü, ama çaresizlik bahane olamazdı… Olmazlar oluveriyordu… Düşman zırhlısı boğazı geçip İstanbul da Osmanlı makamına çevirecekti namlularını. Bir milletin namusuna dikecekti gözlerini… Sahneye Seyit çavuş çıkmıştı, sırtındaki 250 kiloluk mermisiyle geçemezsin cevabını vermişti. Yahya çavuşum, emrindeki on onbeş mehmediyle ama arkasındaki melekler ordusundan aldığı kuvvetle üç alay büyüklüğündeki düşman birlikleriyle saatlerce çarpışıp bastığınız yerler kanla yoğrulmuştur, geçemezsin mesajını vermişti… Ayşelerimiz- Fatmalarımız bebelerinin üstündeki örtüleriyle cephede Mehmetlere giden cephaneleri muhafaza ediyorlardı. Biliyorlardı ki; bugün bebeğim üşüyebilirdi ama bir milletin geleceğinin, ümitlerinin, namus ve iffetlerinin o bez parçasına ihtiyacı olduğunu… Az evvel süngü süngüye çarpıştığı Mehmedin kucağındaki yaralı düşman askerine matarasından su veriş anında, sırtındaki yaralı düşman askeriyle çarpışmaya devam ederken, isimsiz kahramanlarıyla dünyaya bir savaş dersi vermekteydi… Cevat Paşa nın emriyle Nusret mayın gemisinin 26 harap mayınla boğazın karanlık sularına yollanmasında ki sebebi rüyasındaki gaybı yorumlamasında anlıyoruz… Onlar gemileri karadan yüzdüren dedelerinin adını kirletmemek adına dünyaya yeniden bir ders vermişlerdi… Evet, bu ruh haliyle mücadele veriyorduk, olmazlar bir bir olmuştu, tarih yeniden yazılmıştı. Çörçil avam kamarasında eline tutuşturulan kâğıtla heyecanlanmıştı, boğazdan gelecek haberle zafer müjdesi verecekti eşrafına, okuyunca içinden ‘bu seferde olmadı’ hisleriyle dünyası başına yıkılmıştı… 92 sene evvel geçemezsiniz dedirttiğimiz ruh haliyle bugünlerdeki ruh halimizde çokça sorgulanması gereken hassasiyetlerin olduğu aşikâr artık. O gün Çanakkale yi geçemeyenler bu gün ruhumuzu işgale soyundular. Geçmişimizden bihaber halde yaşar hale geldik… 1980 ihtilalinden hemen sonra yönetime gelen sivil kadrolar milli eğitimde reform gerektiği tespitini yaparlar. Birçok ülkenin eğitim sistemi üzerinde bir süre çalışma yapıldıktan sonra Japonların milli değerlerine sahip çıkan bir eğitim sistemleri olduğu dikkatlerini çeker ve bu ülkeden uzmanlardan oluşan bir pedagog heyeti ülkemize davet edilir. Ülkemizin değişik yerlerinde araştırma ve incelemelerde bulunarak bir rapor halinde Türk heyetine neticeyi bildirirler. Rapor tek cümledir. ‘Sizin Gençlerinizde Milli Şuur Kalmamış’… Durum vahimdir. Türk heyeti şaşkındır, ne yapalım bize ne tavsiye edebilirsiniz, nasıl yardımcı olabilirsiniz, sizin sisteminiz nedir şeklinde sorular sorarlar. Japon heyeti başlar anlatmaya; biz sizin evvelden Osmanlıda yaptığınız gibi çocuklarımızın yaşı- 4 yıl- 4 ay- 4 gün olunca ülkemizin en gelişmiş teknolojisine sahip fabrikalarda gezdirir ve bakın buraları babalarınız yaptı siz daha çok çalışın daha iyisini yapın güçlü olun. Daha sonra ikinci dünya savaşında atom bombasının etkisiyle yerle bir olan halen kalıntılarının saklandığı Hiroşima ve Nagazakiye götürür ibret olsun diye; eğer çalışmazsanız, vatanınızı korumazsanız, geçmişinize sahip çıkmazsanız, birlik içinde olmazsanız, düşman gelir bombalarıyla bu hale getirir, şeklinde taze beyinlere kalıcı izler bırakarak eğitimlerine başlatırız. Türk heyeti; bizim sizin gibi Hiroşima ve Nagazaki miz yok ki… Japonlar bunun üzerine derki; sizin bizim değerlerimizden kat be kat üstün tarihi değerleriniz var sadece Çanakkale tek başına bu etkiye sahip, bu size yeterde artar bile. Orada olup bitenler dünya tarihinde ender yaşanan hadiselerdir bir milletin inancıyla kendisinden kat kat üstün düşmana karşı verilen ibretlerle dolu bir hadisedir… Dünyanın diğer ucundan her yıl kalkıp gelen Anzaklar Çanakkale de anma törenleri düzenleyerek, geçmişlerini yeni nesillerine aktararak milli şuur ve tarih oluşturma peşindeler. Yeniden Çanakkale ruhuyla heyecanlanmamız ümidiyle
Anadolusundan aldığı milli şuurla ve iman aşkından tetiklendiği yeni nesillerimizi dünyanın dört bir yanında ışıklar yaymasını ümit ediyor ve bekliyoruz. … Selam ve dua ile | |||||
Konu: Selam
Arkadaşlar artık blogcu.com dan sıkıldım ve blogumu www.kahramanturk.org adresıne taşıdım desteklerınızı beklıyorum
Bağlantı »