ÇANAKKALE DESTANINI YAZANLAR
19/5/2007
İşgal kuvvetlerini oluşturan,İngiltere,Fransa,Avustralya,Yeni Zelanda,İrlanda,İskoçya,Kanada,Somali,Senegal,Sudan,Cezayir, Mısır,Rusya,Hindistan(Gurka ve Sih paralı askerleri) , Nepal, Filistinli Yahudiler (Siyonist Birlikleri ne karşı amansız bir mücadele veren MEHMETÇİK işte bu duygu ve düşüncelerle düşmanlarına karşı savaştı.
İŞTE TÜRK ASKERİ
BENİM GÖZLERİM GÖRECEĞİNİ GÖRDÜ
"...O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında bile iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi’nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi. İstihkam yıkıntıları arasında dolaşmakta olduğu sırada bir ağacın altına uzanmış olan bir askerin hali dikkatini çekti ve yanına gidip
“Ne var evlat ?” diye sordu.
Nefer hemen yerinden fırlayıp esas duruş vaziyeti aldı. Çünkü sesi tanımıştı. Ama gözleri başka tarafa bakıyordu.
“Gözlerine bir şey mi oldu oğlum?”
O zaman nefer tok sesiyle “Üzülmeyin efendim.” diye cevap verdi. “Benim gözlerim göreceğini gördü.”
(Evet düşman gemilerine tam isabet kaydedilmiş ve “Ocean” destroyeri hareket edemez hale getirilmişti.)
Cevat Paşa sessiz sessiz ağlıyordu..."
BAŞIMI KIBLEYE DOĞRU ÇEVİR
"...3.Tümen 64.Alay 1. Bölük Eri Mehmet,eniştesi Recep'i çalılıkların üzerinde iki ayağı da kopuk vaziyette görünce ağlamaya başlar.
-Recep: "Neden ağlıyorsun? Allah'ın verdiğine merhaba.O'nun emrine karşı gelinmez.Artık elden bir şey de gelmez.Sen sağ kalırsan Anamın elini benim için de öp.Sütünü helal etsin.Şimdi başımı kıbleye doğru çevir."
Dedi ve ruhunu teslim etti.Süngü hücumu başlamıştı.Mehmet daha yerinden kalkamadan arkadaşı Halil yere düştü.Bu kez Halil "Ahiretlik,ölüm yaklaştı.Cesedimi buraya ellerinle göm.Üzerimde savaşınız ki, ayak seslerinizi ve Allah Allah diye bağırışlarınızı duyayım."dedikten sonra o da ruhunu teslim etti..."
ŞUNU KESİVER KOMUTANIM
"..Gözetleme yerindeyken ayak sesi duyar gibi oldum.Geriye dönünce Ali Çavuş'la karşılaştım.Acı çekiyordu.Ben daha soru sormadan sağ elindeki çakıyı uzatarak,o kolunu gösterdi ve "Şunu kesiver komutanım"dedi.Sol kolu büyük bir yara almış ve sallanıyordu.Manzarayı görünce ürperdim.Öyle bir istek ve mahcubiyetle söylemişti ki,bir şeyler söylemiş olmak için "Üzülme Ali Çavuş Allah vücuduna sağlık versin"diye mırıldandım.Fakat bu Kahraman Er,bir kesilen koluna,bir de ilerde savaşan arkadaşlarına baktı.Derin bir ah çekti ve kolunu fırlatıp attıktan sonra "Millet sağ olsun.Bana bir kol da yeter." deyip savaşa katıldı.Az sonra Ali Çavuş'ta şehit olup Hakkın Rahmetine kavuştu..."
DÜŞMANDAN KORKULMAZ
"...Keçi deresinden geçmemiz gerekiyordu.Alay kumandanım,"Bu Sırat Köprüsüdür.Önce ben geçeyim sonra siz geçersiniz" dedi ve koşarak karşıya geçti ve sonra da ben geçtim.Düşmanın makinalı tüfekleri durmadan çalışıyordu.Arkama dönüp baktığımda ne göreyim?Bir Mehmetçik elinde bakraçlar ateşe aldırmadan yavaş yavaş ilerliyordu."Koş koş vurulacaksın"diye bağırmama rağmen o hiç aldırış etmedi.Yanımıza gelince niçin koşmadığını sorunca,"Koşsam bakraçlardaki çorba dökülür ve arkadaşlarım aç kalır.Düşmandan korkulmaz kumandanım."
İŞTE TÜRK ASKERİ
BENİM GÖZLERİM GÖRECEĞİNİ GÖRDÜ
"...O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında bile iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi’nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi. İstihkam yıkıntıları arasında dolaşmakta olduğu sırada bir ağacın altına uzanmış olan bir askerin hali dikkatini çekti ve yanına gidip
“Ne var evlat ?” diye sordu.
Nefer hemen yerinden fırlayıp esas duruş vaziyeti aldı. Çünkü sesi tanımıştı. Ama gözleri başka tarafa bakıyordu.
“Gözlerine bir şey mi oldu oğlum?”
O zaman nefer tok sesiyle “Üzülmeyin efendim.” diye cevap verdi. “Benim gözlerim göreceğini gördü.”
(Evet düşman gemilerine tam isabet kaydedilmiş ve “Ocean” destroyeri hareket edemez hale getirilmişti.)
Cevat Paşa sessiz sessiz ağlıyordu..."
BAŞIMI KIBLEYE DOĞRU ÇEVİR
"...3.Tümen 64.Alay 1. Bölük Eri Mehmet,eniştesi Recep'i çalılıkların üzerinde iki ayağı da kopuk vaziyette görünce ağlamaya başlar.
-Recep: "Neden ağlıyorsun? Allah'ın verdiğine merhaba.O'nun emrine karşı gelinmez.Artık elden bir şey de gelmez.Sen sağ kalırsan Anamın elini benim için de öp.Sütünü helal etsin.Şimdi başımı kıbleye doğru çevir."
Dedi ve ruhunu teslim etti.Süngü hücumu başlamıştı.Mehmet daha yerinden kalkamadan arkadaşı Halil yere düştü.Bu kez Halil "Ahiretlik,ölüm yaklaştı.Cesedimi buraya ellerinle göm.Üzerimde savaşınız ki, ayak seslerinizi ve Allah Allah diye bağırışlarınızı duyayım."dedikten sonra o da ruhunu teslim etti..."
ŞUNU KESİVER KOMUTANIM
"..Gözetleme yerindeyken ayak sesi duyar gibi oldum.Geriye dönünce Ali Çavuş'la karşılaştım.Acı çekiyordu.Ben daha soru sormadan sağ elindeki çakıyı uzatarak,o kolunu gösterdi ve "Şunu kesiver komutanım"dedi.Sol kolu büyük bir yara almış ve sallanıyordu.Manzarayı görünce ürperdim.Öyle bir istek ve mahcubiyetle söylemişti ki,bir şeyler söylemiş olmak için "Üzülme Ali Çavuş Allah vücuduna sağlık versin"diye mırıldandım.Fakat bu Kahraman Er,bir kesilen koluna,bir de ilerde savaşan arkadaşlarına baktı.Derin bir ah çekti ve kolunu fırlatıp attıktan sonra "Millet sağ olsun.Bana bir kol da yeter." deyip savaşa katıldı.Az sonra Ali Çavuş'ta şehit olup Hakkın Rahmetine kavuştu..."
DÜŞMANDAN KORKULMAZ
"...Keçi deresinden geçmemiz gerekiyordu.Alay kumandanım,"Bu Sırat Köprüsüdür.Önce ben geçeyim sonra siz geçersiniz" dedi ve koşarak karşıya geçti ve sonra da ben geçtim.Düşmanın makinalı tüfekleri durmadan çalışıyordu.Arkama dönüp baktığımda ne göreyim?Bir Mehmetçik elinde bakraçlar ateşe aldırmadan yavaş yavaş ilerliyordu."Koş koş vurulacaksın"diye bağırmama rağmen o hiç aldırış etmedi.Yanımıza gelince niçin koşmadığını sorunca,"Koşsam bakraçlardaki çorba dökülür ve arkadaşlarım aç kalır.Düşmandan korkulmaz kumandanım."
KÜRŞAD KİMDİR
20/3/2007
KÜRŞAD
Göktürk prensi (Öl. 635). Göktürk Hakanı Çuluk Kağan'ın küçük oğlu. Babası, bir Çin prensesi olan, üvey annesi İçing Hatun (Katun) tarafından zehirletildi. Yerine geçen amcası Kara Kağan'ın düşüncesiz yönetimi ve kıtlık yüzünden, Türk ordusu, Çinlilere yenildi. Kürşad da esir edilerek, Çin'e götürüldü (630). Kara Kağan, Çin'de ölünce (634), Çinliler, kendi taraftarları olan Göktürk prensi Sirba'yı, Türk hakanı yaptılar. Sirba, Çin'e bağlanmayı kabul etti.
Türkler, gizlice çalışarak, kırk kişilik bir ihtilal birliği kurdular ve başına Kürşad'ı getirdiler. Kürşad, birlik başkanlığını, ihtilal başarıya ulaşırsa, imparator olmamak ve siyasetle uğraşmamak şartıyla kabul etti. İhtilalciler, Kürşad'ın kardeşinin oğlu İşpera'yı (İşbara), Türk kağanı ilan ettiler. Bu sırada Çin tahtında Tang'ların ikinci imparatoru Li-şih-min vardı. Türk ihtilal birliği başkanı Kürşad'ın planına göre, imparator Li-şih-min, önce esir edilerek Türk iline kaçırılacak, sonra da Çin sarayında esir bulunan Türk soyluları ve Çinlilerin elinde bulunan Türk topraklarıyla değiştirilecekti. Çin imparatorunun, her gece kılık değiştirerek başkent Çangan'da dolaştığı da, Türk ihtilal birliği tarafından biliniyordu. Ancak, kararlaştırılan gece şiddetli yağmur yağdı ve imparator, saraydan çıkmadı. Kürşad, ihtilal planını değiştirerek, imparatorun sarayına bir baskın yapmayı kararlaştırdı. O gece kırk Türk, Çin imparatorluk sarayını bastı. Yüzlerce Çinli muhafız öldürüldü. Ancak, imparator ele geçirilemedi. İhtilalciler, Çin başkentinden ayrıldılar. Fakat, büyük bir Çin ordusu, bunları takip etti. İhtilalciler, Vey ırmağı kıyısında durdular. Kabaran ırmağı geçemediler. Burada yapılan efsanevî savaşta, kahramanca dövüşen ve kendilerini koruyan Kürşad ve arkadaşları, birer birer ecel şerbetini içtiler.
Bu ihtilal, başarıya ulaşamadı, ancak, Türklerin içindeki istiklal ateşini yeniden alevlendirdi ve bir süre sonra Göktürk devleti yeniden kuruldu.
Türkler, gizlice çalışarak, kırk kişilik bir ihtilal birliği kurdular ve başına Kürşad'ı getirdiler. Kürşad, birlik başkanlığını, ihtilal başarıya ulaşırsa, imparator olmamak ve siyasetle uğraşmamak şartıyla kabul etti. İhtilalciler, Kürşad'ın kardeşinin oğlu İşpera'yı (İşbara), Türk kağanı ilan ettiler. Bu sırada Çin tahtında Tang'ların ikinci imparatoru Li-şih-min vardı. Türk ihtilal birliği başkanı Kürşad'ın planına göre, imparator Li-şih-min, önce esir edilerek Türk iline kaçırılacak, sonra da Çin sarayında esir bulunan Türk soyluları ve Çinlilerin elinde bulunan Türk topraklarıyla değiştirilecekti. Çin imparatorunun, her gece kılık değiştirerek başkent Çangan'da dolaştığı da, Türk ihtilal birliği tarafından biliniyordu. Ancak, kararlaştırılan gece şiddetli yağmur yağdı ve imparator, saraydan çıkmadı. Kürşad, ihtilal planını değiştirerek, imparatorun sarayına bir baskın yapmayı kararlaştırdı. O gece kırk Türk, Çin imparatorluk sarayını bastı. Yüzlerce Çinli muhafız öldürüldü. Ancak, imparator ele geçirilemedi. İhtilalciler, Çin başkentinden ayrıldılar. Fakat, büyük bir Çin ordusu, bunları takip etti. İhtilalciler, Vey ırmağı kıyısında durdular. Kabaran ırmağı geçemediler. Burada yapılan efsanevî savaşta, kahramanca dövüşen ve kendilerini koruyan Kürşad ve arkadaşları, birer birer ecel şerbetini içtiler.
Bu ihtilal, başarıya ulaşamadı, ancak, Türklerin içindeki istiklal ateşini yeniden alevlendirdi ve bir süre sonra Göktürk devleti yeniden kuruldu.
|