Bu Kanı Durdurun

Her taraf kan kan kan.. her taraf şehit yası
Ya bir ana ya bir dul ya yetim ağlaması
İşte bu Türkiye'nin bugünkü manzarası

Yetmez mi akan kanlar,yetmez mi sönen ocak?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Devletin kaderini elinde tutan beyler
Şehitlerin ardından bol nutuk atan beyler
Artık lafı bırakın,yanıyor vatan beyler!

Bu yangını, vahşeti kim sona erdirecek?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak

Boş lafa doyduk beyler! Soyunuz söndü mü hiç? !
Hiç evlat verdiniz mi? Bağrınız yandı mı hiç? !
Askerdeki oğlunuz tabutta döndü mü hiç? !

Hiç acı çektiniz mi yürekler yardıracak?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Buna terör demeyin, diyene şaşıyoruz
Terör derken taa baştan hataya düşüyoruz
Ne terörü efendim, bir savaş yaşıyoruz

Savaş! Evet savaş bu PKK bir oyuncak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Bu savaşı görmeyen gözleri suçluyoruz
Eşkiya, terör gibi sözleri suçluyoruz
Devleti değil amma sizleri suçluyoruz

Sizsiniz toparlayıp, derleyip, derdirecek.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Asker, polis, özel tim görevini biliyor.
Görevini bilmeyen geriye kim kalıyor?
Siyasiler aksaklık bütün sizden geliyor

Millet sizi takipte, takibi sürdürecek.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Özel timden bahsettik gitmeyelim uzağa
Mesela özel timi kimler aldı kızağa
Kim düşürdü devleti böyle adi tuzağa

Şimdi çıkıp kim bunu hayıra yorduracak
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Saysam şimdi bitmez ki yaptığınız gafları
Pkk' ya çok özel çıkartılan afları
Kiminizin ağzında federasyon lafları

Bu laflar başınıza çok çorap ördürecek
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

İşte böyle hepiniz ayrı telden çalarsa
Polisin tuttuğunu mahkemeler salarsa
Mahkum ceza evini tünel açıp delerse

Bu yarayı başka kim saracak, sardıracak?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Demokratik çözümmüş, CMUK'muş,falan, filan
Demokratik yollarla savas mı olur ulan?
Artik lafi birakin plan yapilmis plan

El alem yurdumuza baska yurt kurduracak.
Ya bu kani durdurun, ya millet durduracak.

İki yol var efendim, iki yol tartilmalı:
Ya verip kurtulmalı, ya vurup kurtulmalı.
Hiç vatan verilir mi? bu vatan Türk'ün malı!

O zaman tek yol kaldı:hasmi olan vuracak.
Ya bu kani durdurun, ya millet durduracak.

Ne zaman ki kararlı, kesin bir yol izlenir
Tespit sağlam yapılır, yapılan da gizlenir
Çok sürmez bu çakallar bir ayda temizlenir

Ah ulan ah sizdeki fırsat bizde olacak...
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Ne yapıyor bu itler? sınırı geçiyorlar,
Askerin yeri belli vuruyor, kaçıyorlar,
Girdikleri bir in var, göğe mi uçuyorlar?


Bulunmalı bunlara açılan kahpe kucak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Kapatın o bölgeyi Allah kulu girmesin.
Ne yerli ne yabanci basın yayın görmesin.
Dizi gibi her akşam televizyon vermesin.

Gayet sessiz, sedasız, kazınsın köse bucak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.


Aynı dilden konuşun PKK kalleşine,
Dağlarin zirvesinde tankın, topun işi ne?
Özel tim ve komondo takılsın bak peşine,

Ondan sonra görelim kim kimi kırdıracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Ama batı bozarmış ağzınızın tadını,
Bozmuş zaten bırakın şu batının adını,
Yahu vatan gidiyor batının avradını!


Batı elbet ipe un serecek, serdirecek.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Amerika, Avrupa körüklüyor bak işte,
İran, Irak, Suriye hepsi aynı bok işte,
Müslüman Türk'ün dostu yok gardaşım yok işte!

Düşmanın vazifesi kıracak, kırdıracak,
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Haydi bunlar dışardan, bir de bunun içi var.
Sayın bakın mecliste PKK'nin kaçı var.
Biri kancık, bildigim en az yirmi piçi var.

Çıldıracak gibiyim vallahi çıldıracak!
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Hele bir vekil var ki; devlet maaş veriyor,
Gardaşı da dağlarda Türk askeri vuruyor.
Vekilimiz olan da zevkten bıyık buruyor.

Bu kafada gidersek daha çok vurduracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Meclis Türk'ün girmisler, Türk'ü de kovuyorlar,
Ne biz Türk'üz diyorlar, ne Türk'ü seviyorlar,
Milletin meclisinden, millete sövüyorlar,

Bu meclis bu itleri, ne kadar ürdürecek?
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak

Dikkat edin milletin ayranı kabarmasın,
Temennimiz netice su noktaya varmasın,
Kehanete lüzum yok eğer bu kan durmasın

Bu defteri bu millet kendisi dürdürecek
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Türk Milleti bu işe el korsa arkadaşlar,
Ne Tendürek Dagi'ndan ne de Cudi'den başlar,
Millet önce meclisi, önce sizleri haşlar.

Tutumunuz bu işi kötüye vardıracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.

Kürdü, Lazi, Çerkezi, bir ağacın dallari,
Bu ağacin adı Türk, daha çoktur kolları.
Ağaca balta vuran Ermeni'nin dölleri.

Kürt, ARiF'in gardaşı, bu gardaşlık duracak.
Ya bu kanı durdurun, ya millet durduracak.
.

                                                               Ozan Arif

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE


Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Yukarıya Git